04 Mayıs ayı / 2018

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya V. Zaharova’nın 04.05.2018 tarihindeki basın toplantısından. Beyaz Miğferler’in finansmanının durdurulduğu bilgisi hakkında

Maalesef, Batılı ülkelerin hükümetleri tarafından teşvik edilen Rusya karşıtı kampanyaya dahil olan birçok basın-yayın kuruluşu, Beyaz Miğferler adı verilen örgütten kahramanlar yarattı. Beyaz Miğferler nasıl bir örgüttür?

Beyaz Miğferler’in resmi sitesinde belirtildiğine göre, 2013 yılında sadece yerel Suriyeli gönüllüler arasında ortaya çıkan örgüt, nedense Gaziantep’te Kosova, Bosna, Irak, Lübnan da dahil NATO’nun bazı ‘insani müdahaleleri’ kapsamında zengin bir hizmet deneyimine sahip eski İngiliz gizli servis subayı ve özel güvenlik uzmanı James le Mesurier tarafından kuruldu. Mesurier’in ABD’li ünlü özel güvenlik şirketi Blackwater ile olan bağlantılarından söz etmiyorum bile... ‘Beyaz Miğferler’ insani örgütünün kuruluşunun arkasında ilgi çekici kişiler var, değil mi?

Senatör Ron Paul Barış ve Refah Enstitüsü’nün verilerine göre, ‘Suriye Sivil Savunması’ örgütü (‘Beyaz Miğferler’ tam olarak bu isim altında faaliyet yürütüyor) gerçekten mevcut, ancak 63 yıl önce kurulmuş ve BM tarafından tanınan Uluslararası Sivil Savunma Örgütü’nün üyesi durumunda. Bu durum, ‘Beyaz Miğferler’ bu örgütün adını tamamen yasadışı olarak kullanmaya ve onların geçmişi altında gizlenmeye başlayana dek bu şekilde devam etti.

‘Beyaz Miğferler’ nedir? Anladığımız kadarıyla, kendisini yasal dayanak bulunmadan ‘Suriye Sivil Savunması’ olarak ilan eden ve Suriye’deki ‘insanların kurtarılması’ yönünde çalışmalar yapacak olan bir insani örgüt. Pratikte örgüt üyeleri, ellerinde kamerayla gereken zamanda gereken yerde bulunuyorlar ve elbette hiçbir yeterliğe sahip olmadan özellikle kimyasal saldırıdan zarar görmüş kişilere sözde ilk yardım sunmakla uğraşıyorlar. Bir kez daha söylemek isterim ki, tüm bunlar tam olarak profesyonel araçlarla yapılıyor. Bu çekimlerin nasıl montajlandığı internette birçok kez paylaşıldı. Bu görüntülerin mizansen olduğu birçok kez dile getirildi. Veya bu görüntülerde yer verilen kişiler, bu operasyonların bu kadar aceleyle yapılmasından dolayı neler olup bittiği konusunda hiçbir fikre sahip değil.

Bazı çevreler bu örgüte Nobel Barış Ödülü verme girişiminde bulundu, bazıları ‘Doğru Yaşam Ödülü’ verdi, Beyaz Miğferler’e ait bir film, 2017 yılında Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin 89. ödül töreninde en iyi kısa metrajlı belgesel film dalında Oscar’a layık görüldü. Aslında biz, başta ABD ve Batıda olmak üzere hiç kimsenin ‘Başkanın Adamları’ adlı filmde yer verilen konseptten vazgeçme niyetinde olmadığını biliyorduk. Bu örgütün bu kadar büyük bir kapsama sahip olduğunu bilmiyorduk ve bunu size samimi olarak söylüyorum.

Zamanında, Raed Salih (kendisinden daha sonra bahsedeceğiz) liderliğindeki Beyaz Miğferler heyeti, her devlet başkanını kıskandıracak bir şekilde Fransa’da kabul edildi (bkz. fotoğraflar).

Tamamen uydurma suçlamalarda bulunan Batılı meslektaşlarımızın aksine, bu örgütle ilgili bağımsız uluslararası uzmanlar ve gazeteciler tarafından doğrulanan bir dizi bulguyu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Gazeteci Cory Morningstar, Sidney Üniversitesi profesörü T. Anderson, Asia Times yazarı K. Lin ve diğer uzmanlar ve gazeteciler Beyaz Miğferler’in insani doğası hakkında şüpheleri olduğunu belirtti. ‘Hamilton Savaşı Durdur Koalisyonu’, Beyaz Miğferler’e Nobel ödülü verilmesinin yasaklanmasını öngören bir dilekçe ile imza kampanyası düzenledi. Ancak bağımsız İngiliz gazeteci W. Billy, yaptığı bir araştırmayla şimdiye dek kimsenin paylaşmadığı bilgiler paylaştı. Birçok Batılı gazetecinin aksine, aylarca Suriye toprakları da dahil olmak üzere, yerel halkla doğrudan temas kuran Billy, örgütleri Batı’da gerçek anlamda tanınan bu kahramanların ‘gizli başarılarını’ öğrendi. Gazeteci tarafından toplanan kanıtlar o kadar tartışmaya kapalıydı ki, Billy, Doğru Yaşam Ödülü’nün geri alınması için bir dilekçeyle başvuru yaptı.

Billy’nin yaptığı en önemli çıkarım şöyle oldu: Beyaz Miğferler, El Nusra Cephesi ve 12 yaşındaki Filistinli çocuğu kamuoyu önünde idam ederek ünlenen Nurettin Zengi Tugayı gibi onunla bağlantılı aşırılık yanlısı grupların destek üssünden başka bir şey değildir.

Beyaz Miğferler, yalnızca muhalefetin kontrolü altındaki bölgelerde faaliyet yürütmektedir. Ne ilginçtir ki, ‘insani’ çalışanlar, görüntülerde ellerinde silahlarla görülüyor ve militanlarla kazandıkları zaferi kutluyor. Bunların hepsi belgesele ait görüntüler.

Beyaz Miğferler, herhangi bir ülkenin nüfuzu altında bulunmadıklarını bizzat öne sürüyorlar. Elbette, hiç kimse hiçbir zaman nüfuz altında bulunmuyor, sadece onların paralarını alıyorlar. Basın-yayın organları, örgütün ABD, İngiltere, Hollanda gibi Suriye krizine son derece müdahil olmuş bir dizi ülkeden ciddi miktarda bağış aldığını belirtiyor. Katar Kalkınma Vakfı’nın Beyaz Miğferler’e ağır silah ve teçhizat satın alması için yardım sunduğunu duyurduğu öğrenildi. Yapılan yardımın tutarından bahsedilmediği gibi bu silahların neler olduğundan da söz edilmiyor. Beyaz Miğferler’e finansman sağlamak için kullanılan sistemler çok gelişmiştir. Finansmanın kökenleri, İngiltere’ye de uzanıyor. Örneğin; Suriye’de faaliyet yürüten Mayday Rescue Vakfı bunlardan biri. Bir dizi şüpheli Avrupa Birliği STK’ları da Beyaz Miğferler’in finansmanına katılmaktadır.

Tüm bunların yanında, bazı gazetecilerin belirttiği üzere, Beyaz Miğferler, medya alanında George Soros tarafından finanse edilen bir dizi kuruluş vasıtasıyla ciddi miktarda yardım alıyor. Örgütün Suriye krizindeki rolü hakkında çok fazla haber yayınlandı. Ayrıca namı pek parlak olmayan çok sayıda İngiliz, Amerikan ve Ortadoğulu kuruluşlar da Beyaz Miğferler’e her türlü PR hizmeti için iletişim desteği sunmaktadır.

Nisan 2016’da (Fransa Cumhurbaşkanı tarafından zamanında çok sıcak bir şekilde ağırlanan) Beyaz Miğferler lideri Raed Salih’in ABD’ye girmesine muhtemelen teröristlerle bağlantıları nedeniyle izin verilmedi. Zira eski ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner de bir basın toplantısında bunu itiraf etmişti. Bundan söz ettik ancak özellikle Beyaz Miğferler birçok kez suçüstü yakalanmışken tüm bu bilgileri özetlemek istiyorum. Ancak en kapsamlı suçüstü ilk kez birkaç hafta önce gerçekleştirildi. Terör izi var mıydı yoksa yok muydu, bu da büyük bir soru işareti. Ancak bu gerçek, gerçek olarak kalmaya devam edecek.

Elde edilen son bilgilere göre, Berlin Havalimanı’na düzenlenmesi planlanan saldırının zanlısı olan Suriyeli, Beyaz Miğferler’in İdlibli bir çalışanıydı. Dürüst olmak gerekirse, Batı tarafından cömertçe finanse edilen kaç militanın Beyaz Miğferler çatısı altında gizlendiğini tahayyül etmek dahi korkutucu.

Bugün oldukça fantastik bir haber geldi: ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’de faaliyet yürüten Beyaz Miğferler adlı sivil toplum örgütünün finansmanını durdurdu. Neden acaba? Son filmi hoşlarına gitmemiş olabilir mi? Belki de, başka nedenler de vardır. Aslında, dürüst olmak gerekirse, Beyaz Miğferler’in ABD’nin ve Suriye’ye kısa süre önce saldırı düzenleyen üç ülke de dahil olmak üzere, diğer ülkelerin hükümetlerinden tam olarak ne kadar doğrudan para yardımı aldığını öğrenmek istiyorum. Bu ayarlı yalan makinesinin nasıl çalıştığını anlamak için bunun ilkesel bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum.

Büyük ilgi gösteren gazeteciler için bir diğer husus, Lahey’e giden Suriyelilere ne kadar ödeme yapıldığıdır. Beyaz Miğferler’e ne kadar ödeme yapıldığı onları neden ilgilendirmesin ki? Asıl mesele tam olarak burada yatıyor.

Dürüst olmak gerekirse, finansmanın kesilmesinin nedenini, bunun nihai olup olmadığını veya bunun ödemelerin askıya alınması olup olmadığını ve gelecekte yeniden devam edip etmeyeceğini kesinlikle bilmiyoruz; bu, gelecekteki gazetecilik araştırmalarının konusudur. Söylemek zor. Dürüst olmak gerekirse, bu konuda şu anda oldukça gündemde.

Son ifşaattan sonra, Beyaz Miğferler’in medya faaliyetleri açısından suç niteliğindeki bu çalışması, örgütün ne yapacağı ve en önemlisi de, şimdiye kadar ne yaptıkları konusunda çok uzun süre referans olmaya devam edecektir. Bu tür ifşaatlardan çok sayıda yapılacağından son derece eminim.

Suriye krizi için oluşturulan Beyaz Miğferler projesinin kapsam bakımından diğerlerinden ayrıldığını söylemek isterim. Zira, bu tür faaliyetler için daha önce hiç kimseye Oscar vermediler ve hiç kimseyi Nobel’e aday göstermediler. Elbette bu, uluslararası toplum tarafından ilkesel öneme sahip kararların alınması için sahte mizansen görüntülerin kullanıldığı uluslararası ilişkiler tarihindeki tek olay değil.