Aleksey Yerhov, CNN Türk kanalına röportaj verdi

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, 27 Kasım 2018 tarihinde, CNN Türk televizyonuna Kerç Boğazı’nda meydana gelen olayla ilgili röportaj verdi.

Soru: Pazar günü Kerç Boğazı’nda meydana gelen olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Karadeniz sularındaki olayın tam olarak nasıl meydana geldiğine bakalım. Ukrayna’ya ait üç savaş gemisi Rus karasularına girerek Kerç Boğazı’na, Rusya’nın inşa ettiği Kerç köprüsüne doğru hızlı bir şekilde ilerlemekteydi. Kırım köprüsü, mühendislik açısından çok zorlu bir proje malumunuz. Burası, şu anda Kırım yarımadası için birçok mal, ürün ve hizmet tedarikinin sağlandığı bir köprü. Bu üç gemi, tabii ki yeni gemi değildi, Sovyet döneminden kalma gemilerdi. Ama bu üç gemi arasında iki gemi üzerinde otomatik silah ve top mermileri bulunmaktaydı. Bu sebepten dolayı, Rus donanma yetkililerinin, Kerç köprüsünün güvenliği ve Kerç Boğazı’ndaki gemi trafiğinin güvenliği konusunda endişe etmeleri haklı gerekçeleri vardı.

Bu hassasiyet, gemilerin Rus yetkili makamlarına önceden bilgi verilmeden hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Her şeyin adını doğru koyalım. Sizler tabii ki, Karadeniz havzasının bu bölümü üzerindeki Rus hâkimiyetini kabul etmeyebilirsiniz. Bu sizin doğal hakkınızdır. Fakat hak verirsiniz ki, Karadeniz’in bu hassas bölgesinde, özellikle gemi trafiği açısından hassas bölgesinde, denetim ve kontrol mekanizmasının birileri tarafından uygulamaya koyulması gerekmektedir.

2014 yılından itibaren Karadeniz’in bu bölgesinin denetim ve kontrol mekanizmasını uygulayan Rusya Federasyonu’dur. Bundan hareket ederek, başta Rusya Federasyonu Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere Rusya’daki ilgili kurumlar, çok titiz bir çalışma yaparak değişik ülkelere ait gemilerin seyirlerine ve Kerç limanı ile çevresindeki bölgelerde demirlemesine ilişkin diğer işlemlerin ne şekilde yapılması gerektiğine dair çok teferruatlı bir yönetmelik hazırlayarak uygulamaya koymuştur. Çok sayıda önemli detayı içeren bu ciddi belgenin kabul edilmesinin temel amacı, o bölgede gemi trafiğinin güvenliliğinin sağlanmasıydı.

İşin enteresan tarafı, Ukrayna’ya ait hem ticaret hem savaş gemileri pazar gününe kadar Kerç Boğazı’ndan geçiş kurallarına uyuyordu. Bu kurallar, gemilerin Kerç Boğazı’ndan geçiş izni alması bir prosedürün uygulanmasını öngörmektedir. Yani önceden yapılmış bir başvuru olması ve bu başvuruya olumlu yanıt verilmiş olması gerekmektedir. Fakat bu sefer Ukrayna tarafı, izin almadan hareket etmiştir. Pazar günü yaşanan olayda Ukrayna’ya ait üç savaş gemisi Rusya kara sularına izinsiz olarak girerek çok tehlikeli bir manevra yapmaya başladı. Bu manevralar, açık kaynaklarda herkes tarafından görülebilir.

Bir düşünsenize, Türk donanma yetkilileri, bir ülkeye ait üç savaş gemisinin, ikisi mühimmat dolu bir şekilde herhangi bir bildirimde bulunmadan ve müsaade almadan Karadeniz tarafından Boğazlara doğru ilerlediğini öğreniyor. Türkiye’nin tepkisi ne olurdu?

Rus tarafı öncelikle bu gemileri uyardı, sonra durdurmaya çalıştı. Maalesef ateş açmak zorunda kalındı. Allah’a şükür ölen olmadı. Yaralılara gereken yardım gösteriliyor. Geri kalanlar Kerç limanında bulunuyor ve Rus kolluk kuvvetlerine ifade veriyor.

Soru: Ukrayna, AB ve NATO’yu harekete geçmeye çağırıyor. Ukrayna, Rusya’nın kırmızı çizgiyi geçtiğini belirtiyor. Kremlin, Ukrayna’nın sıkıyönetim kararının milliyetçilerin ve radikallerin ayaklanabileceği açıklamasında bulundu. Tüm bunların ardından Rusya nasıl hareket edecek?

Bazen Kiev yönetiminin hareketlerine bakıldığında, attıkları adımların aklıselimin ve sağduyunun dışında olduğu görülüyor. Kiev yönetimi, tek taraflı olarak bir takım kırmızı çizgiler çiziyor, ondan sonra da provokasyonlara başvurarak gerilimin tırmanmasına sebep oluyor. Kiev yönetimi, savaş gemilerini Rus sınırlarını ihlal etmeye bizzat gönderiyor ve ardından kendilerini olayın kurbanı gibi göstererek NATO ve AB’ye yardım başvurusunda bulunuyor. Ancak aslında bu, ne NATO ne de AB’yle alakalı bir durum. Bizzat sıkıyönetimi ilan ediyorlar diğer taraftan ise savaş ilan etmiyorlar. Ukrayna’nın almış olduğu kararın hukuki, askeri, siyasi ve en önemlisi de sosyal sonuçlarının ne olacağını anlamakta ve açıklamakta zorlanıyorum.

Bence yaşanan olaylar tamamen önceden planlanmış, uzun vadeli iç ve dış politikaya yönelik tasarlanmış bir provokasyondu. Elbette bu olaylar, hem Ukrayna’da yapılacak seçimler hem de Buenos Aires’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılacak görüşmeyle de bağlantılı.