Aleksei Erkhov, Ulusal kanalına ve Aydınlık gazetesine röportaj verdi

Rusya Ankara Büyükelçisi Aleksei Erkhov, 13 Aralık 2018 tarihinde, Aydınlık Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmet Özçelik ve Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Eray Çelebi’nin Suriye, Astana Süreci ve Karadeniz’de yaşanan son olaylarla ilgili sorularını yanıtladı.

Aleksei Erkhov:

İDLİB’DE TEMAS HALİNDEYİZ

“Suriye’deki Türk-Rus işbirliği Suriye için oldukça başarılı. Astana sürecinde, Soçi sürecinde önemli kazanımlar elde ettik. İranlı partnerlerimiz de dahil olmak üzere Astana sürecinin garantör ülkeleri olarak, Suriye genelinde gerilimi azaltma bölgeleri kurmayı, ateşkesi sağlamayı başardık.

Türkiye ile birlikte, İdlib’te şu anda da uygulanan bir anlaşmaya ulaşmayı başardık. Bu anlaşma, İdlib gerilimi azaltma bölgesi içinde bir silahsızlandırılmış bölge kurulmasını öngörüyor. Söylediğim gibi bu anlaşmanın uygulanma süreci devam ediyor. Tabii ki anlaşmanın tüm detayları belirlenen bir süre içinde hayata geçirilmiş değil. Ama İdlib anlaşmasının öngördüğü taahhütlerin uygulanmasının çok zaman, çaba ve enerji gerektiren zor bir iş olduğunu çok iyi anlıyoruz.

Türk partnerlerimizin de İdlib mutabakatını yerine getirmek için çok çabaladığını görüyoruz. Biz de bu konudaki çabaları takip ediyoruz. Türk partnerlerimizle sıkı temas içindeyiz. Yani genel ilerleyiş olumlu. Bununla paralel olarak partnerlerimizle birlikte siyasi süreci ilerletmek, yani Suriye için bir anayasa komitesi kurmak için çaba sarf ediyoruz. Umuyoruz ki bunu başaracağız.

İDLİB’DE SİLAHSIZLANMA

Türk partnerlerimizden İdlib mutabakatında ne yazıldıysa ona göre hareket etmelerini bekliyoruz. Mutabakat, İdlib’de silahsızlanma ve ağır silahların ve mühimmatların tasfiyesini gerekiyor. Bununla birlikte, şimdi bölgede bulunan terör örgütlerinin gerillalarının da uzaklaştırılması çok önemli.

JEFFREY’E YANIT

İlk olarak şunu belirtmeliyim ki; Sayın Jeffrey’nin sözlerinin sorumluluğu Sayın Jeffrey’ye aittir. Eğer Amerikan tarafının bakış açısına ihtiyacınız varsa bunun adresi buraya çok da uzak olmayan ABD elçiliğidir. Rusya’nın bakışı şudur: Astana sürecinin, sadece garantör ülkeler için değil tüm bölge, tüm dünya için hissedilebilen sonuçları getirmiş olduğu kanaatindeyiz. Bunların birincisi; ateşkestir. Ateşkes, gerçekten sağlandı ve sahada ateşkes hâkimdir. Buna karşılık, aylarca hatta yıllarca devam eden Cenevre sürecinde hiçbir sonuç elde edilmemiştir. Elbette, Suriye’de barışın sağlanması için Cenevre’yi yok saymıyoruz, bu görüşmeleri inkar etmiyoruz. Ancak kabul etmeliyiz ki; Astana ve Soçi bir şeyler meydana getiriyor, Cenevre hiçbir şey meydana getirmedi.

Astana ve Soçi süreçlerini, hala ne olduğu belirsiz bir şey için feda etmenin, kurban etmenin hiçbir mantıklı gerekçesi yok. Ayrıca, çok saygıdeğer biri olsa dahi; herhangi birisinin Astana ve Soçi süreçlerine ilişkin ültimatomlar vermeye, kırmızı çizgiler oluşturmaya, takvim belirlemeye hakkı olduğundan emin değilim.

UKRAYNA KRİZİ

İlk olarak, Kasım’ın 24’ünde ve 25’inde neler olup bittiğini anlamalıyız; bakalım neler olmuş:

Üç Ukrayna askeri gemisi ki bunların ikisi savaş gemisi. Küçük olabilirler ama donanımlı ve askeri operasyonlara hazır konumdaydılar. Kerç Boğazını geçmek için zor kullandılar. Bu Boğaz, Rusya Federasyonu makamlarının kontrolü altındadır. Bu objektif bir olgudur.Sizler Karadeniz havzasının bu bölümü üzerindeki Rus hâkimiyetini kabul etmeyebilirsiniz. Ancak herkes kabul ediyor ki bu bölge Rus kontrolü altında bulunan bir bölgedir. Ayrıca bu bölge gemi trafiği açısından çok zor bir bölgedir. Eğer bu bölge, Rus kontrolü altındaysa, Rusya Federasyonu’nun da bu bölgedeki trafik güvenliğini sağlama sorumluluğu ve zorunluluğu vardır. Rusya Federasyonu yetkili makamları, bu bölgedeki deniz trafiğinin güvenliğini sağlamak için belirli kurallar belirledi. Ukrayna dahil bu bölgede hareket eden tüm aktörler bu kurallara uyuyordu.

Yaşanan olaydan bir ay kadar önce; yanılmıyorsam iki Ukrayna askeri gemisi, aynı noktadan gerekli prosedürlere, kurallara uyarak, izin başvurusunda bulunup onu elde ederek huzur içinde geçiş yapmıştı. Bu sefer kurallara uymadılar ve Kerç Boğaz’ını zorla geçmek istediler. Rus sahil güvenlik güçleri de onları durdurmak için ateş açmak zorunda kaldı.

TÜRKİYE DE AYNISINI YAPARDI

Bu durumda, bu nasıl bir olaydır? Düşünelim; Boğaziçi’nden sorumlu, Boğaz içinde trafik güvenliğinden sorumlu olan Türk yetkililer, bir anda, Boğaziçi’ne yaklaşmakta olan ve kendileriyle hiçbir temasa geçmemiş, izin almamış, prosedürleri yerine getirmemiş üç savaş gemileri tespit etseler ne yapar? Üstelik bu gemiler dur uyarılarını dikkate almaz, kendilerine yanıt vermezse ne olur? Türk yetkililerin o bölgeyi güvenli tutma zorunluluğu var. Bununla birlikte, Ukrayna gemilerinin altından geçmeye çalıştıkları -yeni yapılan- köprü; Ukrayna makamlarının birçok defa yok edeceklerini ilan ettikleri bir köprü.

Yani sonuç olarak; bu baştan sona bir provokasyondu. Siyasi amacı olan, propaganda amacı olan çok fazla amacı olan bir provokasyondu. Korkarım yeni provokasyonlar da olacak. Yaptığınız külhanbeylik cezasız kalıyorsa daha cesur, gücünüzden daha emin oluyorsunuz. Yeni provokasyonlar, başka ülkeleri, organizasyonları Ukrayna ile Rusya arasındaki uyuşmazlığına dahil etmek amacıyla olabilir.

ABD-UKRAYNA ANLAŞMASI

Ukrayna ile Amerika Birleşik Devletleri her türlü anlaşmayı yapma, işbirliklerini geliştirme hakkına sonuna kadar sahipler. İşbirlikleri stratejik olur veya olmaz; onlara kalmış. Ancak onların dostluğu bir şey için değil; birine karşı olmak için. Ve o hedef te Rusya. Ancak sadece Rusya’ya karşı değiller.

Şöyle ki; Türk Akımı projesi Rusya tarafından destekleniyor, Türkiye tarafından da destekleniyor çünkü Türk halkı için çok önemli ve halkın ihtiyaç duyduğu bir projedir. Ancak Ukrayna ve ABD buna karşı olduklarını açıkça ilan ettiler. Bu durumda Türkiye ve Türk halkı da gerçek dostunu ve gerçek düşmanını tanıyıp anlayabilir.

TÜRK AKIMI

Türk Akımı bu bütün bölge için stratejik önemi olan bir şey. Bizim için çok önemli çünkü 30 milyar metreküp gaz satacağız. Türkiye için çok önemli çünkü bunun yarısını her sene Türkiye elde edebilecek. Türkiye aynı zamanda bir geçiş ülkesi olacak. Kendi kullandığı 15 milyar küpün dışındaki 15 milyar küpü de Avrupa’ya geçirecek ve transit ücreti kazanacak. Avrupa, her sene 15 milyar metreküp fazla gaz alacak. Ayrıca gaz koridorlarını çeşitlendirmiş olacaklar. Buna ihtiyaçları var ve bunu istiyorlar. Yani bu proje bölgenin çıkarına.

BİRBİRİMİZE BAĞIMLIYIZ

Bazen buradaki insanlar Türkiye’nin gaz ihtiyacının hemen hemen yüzde 50’sini Rusya’dan aldığı, yani gaz konusunda Rusya’ya bağımlı olduğunu söylüyorlar hep duyuyoruz. Bu yargı kesinlikle hatalı. Macro ekonomik, macro siyasi alanda bu gibi yargılar geçerli değil. Biz birbirimize karşı bağımlıyız. Ben size gaz satıyorum ve siz özellikle kış koşullarında sizin için gerekli olan gaz miktarı temin edebilme gücüme bağımlısınız. Aynı zamanda ben sizin gaz alma ve karşılılığını ödeme gücünüze bağımlıyım. Birimiz diğerine değil, birbirimize karşı bağımlı durumdayız. Ticaretin mantığı bu. Korkacak bir şey yok burada. Biz hep güvenilir bir ortak olduk ve olmaya devam ediyoruz.”

TURİZM

Burada siyaset yok, burada genel bir istek var. Yüzde yüz genel bir ilgi. Bizim denize ve güneşe ihtiyacımız, sizin de Rus turistlerine sunabileceğiniz şeyler var. Bu sene 5,7 milyon kişi geldi. Aralık’ta da gelenler olabilir. Yani rekorları kırıyoruz. Biz mutluyuz, siz mutlusunuz. Önümüzdeki senede bu rekoru kıralım.

Kaynaklar:

https://www.aydinlik.com.tr/rusya-federasyonu-ankara-buyukelcisi-aleksey-yerhov-turk-rus-isbirligi-oldukca-basarili-turkiye-aralik-2018

https://www.ulusal.com.tr/m/?id=218862