25 Eylül / 2018

1938 tarihli Münih Antlaşması hakkında

30 Eylül 2018’de eski Çekoslavakya’ya ait Almanların yaşadığı sınır bölgelerinin Nazi Almanyası topraklarına dahil edilmesi hakkındaki Münih Antlaşması’nın imzalanmasının 80. yılı geride kalacak. Sovyetler Birliği ve Rusya’nın İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasındaki “tarihi suçunu” kanıtlamak amacıyla enformasyon-propaganda kampanyasının giderek daha aktif bir şekilde yürütüldüğü dönemde, bu tarihi olay, günümüzde özel bir ilgi uyandırmaktadır. Bununla birlikte, bazı gerçekler çarpıtılmakta, son derece somut olanlar da dahil bazı gerçekler de örtbas edilmekte veya bazı vesilelerle dile getirilmektedir.

Özellikle, 29 Eylül 1938 tarihinde yapılan Münih Konferansı ve orada varılan anlaşma, bu vesilelerden biridir. Anlaşmayı dört ülkenin liderleri imzaladı: Nazi Almanyası’ndan Adolf Hitler, faşist İtalya’dan Benito Mussolini, İngiltere’den Neuville Chamberlain ve Fransa’dan Edouard Daladier. Anlaşmanın sonucu olarak, eski Çekoslavakya, Almanya, Polonya ve Macaristan arasında paylaşıldı ve ardından Çekoslavakya devletinin varlığı sona erdi. Anlaşma, Çekoslavakya’ya topraklarının 11 bin milinden Almanya lehine vazgeçme yükümlülüğü getirdi. Söz konusu topraklarda, o dönemde Avrupa’nın en karşı koyulmaz sistemi olarak kabul edilen Çekoslavak savunma sistemlerinin bir kısmı bulunuyordu.

Münih Antlaşması, Batılı devletlerin Alman Nazizmini “yatıştırma” politikasının zirvesi olarak görülüyordu. Bu politikanın özünde çeşitli tavizler verilmesi pahasına Almanya’nın Batı’ya yönelik baskısını azaltmak ve Almanya’nın genişleme yönünü Doğu’ya çevirmek yatıyordu. Bu politika, Sovyetler Birliği’ni zayıflatma veya yok etmeye ve faşizmin Batılı demokrasilere yönelik tehditlerini stratejik olarak küçümsemeye dayanıyordu.

“Yatıştırma” politikasının alternatifi, SSCB’nin desteklediği kolektif güvenlik sistemi olabilirdi. 1935 yılında Sovyet hükümeti, Fransa ve Çekoslavakya ile bu sistemin temeli olarak kabul edilen yardımlaşma anlaşmalarını imzaladı. Ancak Sovyet-Çekoslavak anlaşmasına göre, SSCB yalnızca Fransa’nın da muadil yükümlülükleri yerine getirmesi durumunda yardım sunabilecekti.

Kolektif güvenlik sistemine kararlı bir şekilde karşı çıkan İngiltere, Çekoslavakya’nın “etkisiz hale getirilmesi” konseptini önerdi. Bu, yardımlaşma anlaşmalarının tasfiye edilmesini öngörüyordu. 28-29 Nisan 1938 tarihlerinde İngiltere ve Fransa başbakanlarının ve dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği toplantıda, Prag’ı Almanya’nın taleplerini kabul etmesi için teşvik etme kararı alındı. Fransa Başbakanı Edouard Daladier, Çekoslavakya Devlet Başkanı Eduard Benes’i aksi halde Fransa’nın yardımını alamayacakları konusunda bilgilendirdi.

Buna karşılık Moskova, kolektif güvenliğin unsurlarını harekete geçirmek istedi. 17 Mart 1938 tarihinde SSCB Dışişleri Halk Komiseri (Dışişleri Bakanı) Maksim Litvinov, Sovyetler Birliği’nin “saldırganlığın daha fazla tırmanmasını durdurma ve artan dünya savaşı tehlikesini ortadan kaldırma amacı taşıyan” ortak eylemlere hazır olduğunu açıkladı.

İngiliz hükümetinin saldırgana yönelik uyguladığı 'suça müsamaha gösterme politikası' karşısında şok olan William Churchill, Münih'teki dörtlü konferansın hemen ardından parlamentoda yaptığı konuşmada şunları söyledi:  “İngiltere ve Fransa’nın payına düşen birinci derece felaketlerle karşı karşıyayız <...> Orta Avrupa’da, Fransa’nın ulusal güvenliğini sağlamak adına itibar ettiği bir dizi ittifak bozuldu <...> Chamberlain’in savaş ve utanç arasında bir seçim yapması gerekiyordu. Şu anda o, utancı seçti; savaşla ise daha sonra karşılaşacak.”

Münih Antlaşması, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Batılı devletlerin uluslararası siyasette gerçekleştirdiği en utanç verici faaliyetlerden biridir. Alman saldırganlığını Doğu’ya yönlendirmeyi amaçlayan Batılı devletler, yanlış hesap yaptılar ve bununla birlikte, gelecekte faşizme karşı verecekleri savaşta konumlarını belirgin şekilde zayıflattılar.